
Günlerden cumartesi; sabah cok cok erken saatte yollara koyuldum yine ama bu sefer geçmişimeydi yolculuğum; depremden öncesine.
Bir kaç dost ziyareti sonrası, defalarca defalarca kez bisikletimle turladığım her bir sokağı - caddeyi yeniden gezdim.
Uzun zamandır rüyalarımda gezdiğim sokaklardaydım; bir çok farkı vardı hatırladığımdan sevdiğim arkadaşlarım yoktu, kırtasiyecinin bulunduğu bina, lahmacuncu, hediyeci, züccaciye, kuaför hiç biri yoktu ama en kötüsü yerini bişeyde almamıştı 11 sene geçmesine ragmen...
ve geçen o senelerin boşluğu doldurulamamıştı.
Caddelerde koşuşturmuyordu çocuklar, evimizde başkaları;tanımadığım yüzler;
annemin kardeşimle birlikte dışarı çıkmam için zorladığında, gittiğim parka da neler olmuş böyle?
her şey bu kadar mı değişir, ama hiçbirşey bu kadar mı değişmez aynı zamanda.
kendimi tutamadım eskiden salıncak olan ama artık onun yerine konulmuş o çirkin bankın üzerine oturup ağladım, özlediğim herşey için; özleyipte eksikliğini hissettiklerim için.
Özledim...
Uzun zamandır ilk defa bu kadar birşeyi özledim; çocukluğumu.
Çocukluğumdaki bu yeri.
Bomboş sokaklarda bomboş gezip durdum.
Günün sonunda evime döndüğümde hissettiğim tek şey hayal kırıklığı oldu;belkide bulut haklıydı o zman çocuktum;
'an' ların kıymetini bilmek nedir, bilmediğim zamanlardı geçmişim.
dedi ki üzülme önemli olan bu andır, gelecekte olduğun yeri bu kadar özlememek için 'an'ın kıymetini bil!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder