26 Ocak 2012 Perşembe
...
sana doğru esen
içini titreten
içine işleyen
koynuna sokuldum usulca;
duruldum,
ısındım
zamanla yok oldum.
25 Ocak 2012 Çarşamba
BULUTSU DUDAKLARA ELVEDA!
gitmek mi gerçekten
istediğin?
Anladım...
...
...
Sana yazdığım
tüm aşk cümlelerine
kalemimin karasını bastıracağım
var gücümle;
ölecekler,
can çekişerek,
debelenerek acılar içerisinde,
zamansız,
daha yaşayacak güzel günleri varken
birden bire...
Seni yazmak
sana yazmak isteyecek kalemim
bir zamanlar ellerini tutmuş;
uzak bir hayalken bile seni sevmiş
olan ellerim.
Gözlerinin içinde koşuşturan çocukların oyununa dahil olamayacağım,
uzaktan kavuşmaya çalışmayacak gözlerimiz,
çocuksu dudak kenarlarımız sevinçten havalara zıplamayacak;
kurt bir daha Kırmızı Başlıklı Kız'ın hikayesinde olmayacak...
Ne kadar zor
bir bilsen
sensizliği susmaya çalışırken
konuşmak
konuşarak yazmak
yazarken konuşmak
KO_NU_ŞA_MA_MAK!
Ne gidebiliyorum
ne de kalabiliyorum
artık bu satırlarda
sürükleniyor harflerim
kendi uçurumuna
hızla,
acıyor canım;
çok,
çok,
çok!
Şimdi git,
değiştir kalbinin çarşaflarını
kirlendi aşkımla
kokusu karışmasın yaşanmışlığımızın
hala yaşadıklarına.
ve...
artık gitme vakti
bulutsu dudaklara elveda...
24 Ocak 2012 Salı
El ele tutuşan gözlerimiz /istanbul
çayın içine attığım tek şekerin erimesi gibi
sıcaklığında kaybolduğum günleri,
ruhum bedenimden çıkacak gibiyken
geri döndüğünde
hücrelerimi titremesini
gök gürültüsünden korktuğum zamanlarda
sığındığım
penceresiz kollarında
tutamadığım zamanı
tost ekmeğinin arasında eriyen salçanın
sürekli gülmeye çabalayan dudaklarımın
kenarına bulaşmasını
özlüyorum seni
yanından geçerken yüzüne estirdiğim rüzgarımı
gitmeyi,
yola çıkmayı,
sana doğru adım atmayı
elele tutuşan gözlerimizi
özlüyorum.
üşüyen tüm bulutlar birbirine
sarılmışken
kışın savurganlığında
sadece sana sarılmayı
düşlüyorum.
23 Ocak 2012 Pazartesi
Adımları havada asılı kalan kız / İzmit

Bir adamın kalbinde kendine yer bulamayan kız ne kadar da hüzünlü.
Uzaktan bakınca; kızın cesur ve sevgi dolu adımlarına duyarsız kalmakla suçladığım adamın bakışlarının nerde olduğunu anlamak zordu.
Yakınlaştıkça anladı ki;
adam aslında yardımcı olmuyordu bakışlarıyla, elleriyle, kalbiyle, hisleriyle...
Bir hikayeleri olmayacaktı ya da olacak mıydı?
düşünmekten yoruldu,
yoruldu
yalpalamaktan
ne ileri gitmek istiyordu artık ne de geri dönmek
derin bir nefes aldı...
Havada asılı kalan adımlarını hızlıca toparlamak yerine,
kuzeyden gelen soğuk bir rüzgara teslim edip yok olmayı seçti göğün maviliğinde.
Onun bu sessiz gidişi
kuzey rüzgarına cesaret verdi;
kendi kalbinin içinde taht kuran adamı da sildi,
usulca,
tüm soğukluğuyla
havada adımları asılı kalan kızın ardından.
12 Ocak 2012 Perşembe
Yağmur damlalarının neden olduğu bulutsuzluk
ARTIK GEÇTİ
UZAKTAKİ YAKIN
9 Ocak 2012 Pazartesi
Alain De Button
Aşk üzerine / sf:40
YOL İLERLİYOR/9 Ocak / İstanbul
Yol ilerliyor
biz ilerliyoruz
ilerledikçe geçiyor zaman
duygular değişiyor.
insanları geçiyoruz
evlerin ışıklarını
kaldırımların yalnızlığını
el ele tutuşan aşıkları
Varmak istediğim noktaya gitmeye
var daha,
sonra
ışıklarda ineceğim,
yağmurun altında
ıslanacağım,
milyonlarcasının yüzüne düşen yağmur
seni getirecek yüzüme
gece karanlığına bürünmeden hemen önce.
5 Ocak 2012 Perşembe
Çocuksu Dudak Kenarı / İstanbul 5 Ocak
Kalbim yoruldu bu denli çok şey hissetmekten dedim,
çocuksu dudak kenarların hınzır gamzelerine doğru coşkuyla koştu.
İki yaramaz çocuk birbirine kavuştuğunda bırakmadılar birbirlerini
uzun süre.
Çocuksu dudak kenarı gittiği yerden,
gittiği hızla gelmedi.
Hareketleri daha ağır ve yorgundu.
Kendini topladı bir süre sonra ağır bedeniyle.
Benden ne yapmamı istiyorsun? diye sordu
Aslında basitti yanıtı, dünyanın en zor basiti.
O an söylemedim,
söyleyemedim...
Sadece gözlerine bakabildim uzun uzun.
Yaramaz dudakları sustu geride meraklı gözlerini bıraktı bana.
O an anlatamadığım her şeyi gösterdim bir bir gözlerimle.
Gülümsedin
gülümsedim.
Kırmızı Başlıklı Kız
-Seni daha iyi ısıtabilmek için yavrum, dedikten sonra kurt bu genç kadının bedenine sımsıkı sarıldı.
Sanıdığının aksine onu midesine indirmedi,
o hep çok arzuladığı kokusunu içine çekip
daha bir kavradı,
narin omuzlarını kadının.
Kırmızı başlıklı kızın bedeni
kurdun yükselen ısısı ile daha da ısınıyordu.
Avcı bağırışları duymadı evin önünden geçerken çünkü,
kırmızı başlıklı kız çoktan uyuya kalmıştı,
sıcak yürekli kurdun kollarında.
Hayali... / 5 Ocak 2012 / İSTANBUL
zamanlardan birinde
hayali bir buluttun sen
gökyüzümden sürekli geçen
düşledim seni;
Hayatın bütün anlamsızlıklarına karşı elimi sıkı sıkıya
tutarak göğüs gerişini,
dayanamayıp yalpalayışlarını,
hiçbir şeyi saklayamayan gözlerini,
ruhunun gizli kalmış odalarını.
Beni içeri aldın
bütün uzakta sandığım odalara bir bir yerleştirdim
eşyalarımı
kokumu
sevgimi.
Ruhunun parçalarına bütün hayatımı kurdum.
2 Ocak 2012 Pazartesi
istedim ki/Senenin ilk bulutuna merhaba! - 2 OCAK 2012
Uzun gibi görünen her şey aslında ne kadar da kısa.
Hayal kırıklıkları, sevişler, acılar, mutlu anlar, kaçışlar, gidişler, gelgitler ve yeni başlangıçlarla dolu aslında yaptığım hiçbir şeyden utanç duymadığım ya da pişman olmadığım koskaca bir yıldan kalan herşeyi biriktirdim ruhumda, bedenimde...
İstedim
Kötü olan herşeyi unutmak,
istedim
hep mutlu olmak...
İstedim;
Gözlerinin içinde, baldırı çıplak koşuşan çocukların oyununa katılmak,
Gözlerinde sakladığın bütün hayatlara dahil olmak,
kanatlanıp uçmak hayranı olduğum bulutların yanına.
Rüyalarında, hep karanlıkta kaldığın o anda ışıkları yakmak.
Sana baktığımda bana bakmanı
istedim.
Hiç konuşmadan da anlaşabilmeyi,
yanından her geçip gidişimde beni anlamanı
hayat sıcaklığını
istedim
Bulutlar gibi yumuşak
ve
sıcak
öpüşünü
istedim.
Kış gününde
güneşli bir havada günümü güzelleştiren bir bulut gibi ol
istedim.
Öylece dur olduğun yerde,
hayatımdan
çıkıp gitme
Sadece öylece dur
istedim
Kendin gibi, başkası olmadan.
İstemeyi istemek zaten yeterince yorucuyken
Yorulmamayı istedim.
