22 Aralık 2013 Pazar

UYUYAN GÜZELİN KELİMELERİ

Saçlarım
kahverengi,
parlak
uzun değil
kısa da değil.
yer yer kızıl parlamalı

o da güneşte.

Yatağa yattığımda
boyum
bir buçuk karış eksik.
İki kişilik yatağın
üç bölü biriyim
ve
yorganın yarısından fazlasına sarılıyorum.

Rüyamda seni görüyorum...

uyanamıyorum
uyansam da
uyuyorum,
ben uyuyan güzelim.


-----------------------


Ben uyuyan güzel değilim.
o güzelin kelimeleriyim.
Kötü bir büyücü tarafından
çalınan.


Ben,
hem
gerçek
hem
hayalim.
Duyguyum,
şarkıyım,
senin kaybolmuşluğunum,
sonu iyi biten bir masalın
baş kahramanıyım.

Yakışıklı prensin öpmesinden sonra
beden bulacak olanım.


Ben
uyuyan bir masalın
uykusuz kelimeleriyim.

içimde bir şeyler uyanıyor...
Bilinmeze bakışım
yakınlaşıyor,
sessizlik çok yalnız.

Gidenler,

geri dönüyor.
sana bir
mektup yazmak
isterdim,
zamansız oldu ölümün.

SOĞUK























Uzaktan gelen köpek sesleri,
ellerim
ayaklarım
dudaklarım
kelimelerim
nefesim 
kalbim 
s o ğ u k.

Bir şarkı söylüyor
içine kapanmış deniz.
yaklaşıyor köpekler,

kuma gömülü çizmelerim,
uzaklara olan özlemim
uzaktaki yakınlarım
yakındaki uzaklarım
geçmişim,
geleceğim
şu anım;

s o ğ u k...

Su üzerini örtüyor bulutsuz gökyüzünün,
kumun.
İçindeyim
içimde.

Giderek yaklaşıyor köpekler,

ç o k  s o ğ u k.

Parmaklarıma doğru
ilerliyor
sinsi düşman.
Bedenim onunla yaşamayı öğrenecek
z a m a n l a.
bu,
beni öldürüyor.

8 Ekim 2013 Salı

bulutların üstünde biz ikimiz.

bu da buluttan defter.


''Şiir, hayatla kurgunun tam da öpüştüğü yerde. Ama bunu kör kör gözüm parmağına yapmak da gerekmiyor. Çünkü yazılan şeylerle yazanın sonraki macerası ayrı. Yine de her şiir yazıldığında hayatla ilgili bazı şeylerin kanadığını biliyorum. Yazdıklarının hesabını en çok şairler vermek zorundalar galiba.''

LALE MÜDÜR- ANNE BEN BARBAR MIYIM?

30 Nisan 2013 Salı

Bazen bütün cümleler yerini bulur
Bir kullanımlık aşklardan
uzak tutar seni.

6.99


Gece yarısına az kala 
uzun bir bekleyişin ardından
anca gelebildi köy otobüsü
bir hamleyle binemedi otobüse
az sonra arkama oturacak yaşlı adam.
bembeyaz saçları, Nisan ayı olmasına rağmen soğuktan al al olmuş
burnu ve yanakları, yaşlı ayaklarının  zar zor taşıdığı bedeniyle
tam bir 'dede'ydi o.

Belki ölmüş karısının yadigarı idi ona elindeki sepet,
sepetin içinde yerleştirmişti dikkatlice çuvalı, çuvalın içine bakmadan anlamıştım 
içinde ıhlamur olduğunu. 

Tıkış pıkış doldu 
geç saate rağmen otobüs.

Kulaklıklarımı  takmadım...

Ayakta duran yolculardan biri, gençten bir kızdı bu kendi parasını yeni yeni kazanan,
- Amca ben tanıyorum seni, ıhlamurun var mı yine? diye sordu.
- Evet var, diye karşılık verdi titrek sesiyle dede. Ardından bir paket hışırtısı geldi.
- Ne kadar? diye sordu kız.
- 2lira...diye cevapladı.

arkama bakmadım...

Kızın şaffaf poşete konulmuş ıhlamuru çantasına koyarkenki anına tanık oldum sadece.

Köye vardık. Benim ineceğim duraktan 4 durak önce indi dede.
Kazanamadığı paraları evine götürmek üzere,
ağır aksak adımlarıyla
yoktan varoluyordu.

Ertesi gün ve ondan sonraki gün o dedenin olası tüm yaşadıklarını düşündüm.

Utandım şımarıklığımdan, 
şımarıklığımızdan

Ya nike güzel değil, New Balance'lar daha iyi ama onlar rahat ama çok kaba.
Starbucks mı Illy mi?
Yaaaaaa Kanyon'dan çok sıkıldım Arnavutköye mi gitsek?
Zara'ya çok güzel yazlık ceketler gelmiş ama ben galiba Bershka'dan alacağım. Pull and Bear'ın yeni sezonu çok iyi.
Bu ekmek çavdarlı falan normal ekmek gibi değil.
Pinkberry yiyoooorum kalorisi daha az  diyet için baya iyi.
Öğle yemeği çok kötü, hadi dışarda yiyelim.

 
Bugün bir markettte gördüm , 

adamın sattığı ıhlamurun yarı paketi

6.99 TL idi ve 

onunkiler gibi kokmuyordu.


14 Mart 2013 Perşembe

de ğiş mez

Anahtarlar
azalır
anahtarlar
çoğalır
anahtarlıklar
alınır
anahtarlıklar
atılır.
Ev
değişir
ev arkadaşı
değişir
şarkılar
değişir
nefesler
değişir

anılar

de
ğiş
mez.

4 Şubat 2013 Pazartesi

GEÇ OLDU


Neyse,
geç oldu...
haydi gel,
uyuyacağız,
Yazma vakti geldi.
PUS

Yeni tütmüş soba,
soğuğun kokusuyla 
kokusunu ciğerlerime dolduruyor
ama köy hala uyuyor.

Öyle bir sabah ki horozlar bile ötmüyor.

20 Ocak 2013 Pazar

BOŞLUKLARI DOLDURMAYALIM























"Boşlukları dolduralım" diye bir ses gelir otobüste en önlerden,
Toprağa yazdığımız yakınlarımızın boşluğunu hayata yeni yazılanlar alır,
Eski arkadaşlarımızın yerini yenileri,
eski anılarımızın giderek silikleşen yanı hemen yenileri ile birleşiverir.
Hayat, boşlukları sevmez.
insanoğluna dolu dolu yaşamayı öğretir,
tıkış pıkış,
itiş kakış,
kendi boşluk doldurma oyununa dahil eder herkesi.


Varsın doldurmayalım gidenlerin yerini,
belki de boşluklarımızdır bizi var eden.
Dolu dolu yaşamayalım;
salonun ortasına tek bir koltuk koyalım,
a4 defter sayfasında tek bir cümle yazılı olsun,
sayfayı çevirelim,
gardrobumuz tıka basa dolu olmasın,
giyebildiklerimiz kadar giyemediklerimiz de karakterimizi yansıtsın.
yazılarımız, söylemek isteyip de söyleyemediklerimizle boş olsun,
Giderek silikleşen yüzlerin yerine yenileri gelmesin.
Kaybettiklerimizin yerine yenileri doğmasın.

Boşluklarla yaşamak bizi korkutmasın
Kimilerinin kendini keybettiği bu boşlukta
biz kendimizi yeniden bulalım.

BOŞLUKLARI DOLDURMAYALIM.