27 Ekim 2012 Cumartesi

ARAF



Ağzımda,
saatler önce yediğim
soğanının bıraktığı bol susamalı
garip tat
uyandırdı beni.

Üzerime örtülmüş iki kat battaniyenin altında giderek eziliyorum.
Belirsiz bir ateş bu anlamsız yükün altında,
bedenime yayılan.

Susuyorum

Zaman geçiyor
ben yine,

Susuyorum,

tüm acımı içime.

İçime  doğru susuyorum
hıçkırıklarımı.

Uyanamıyorum, uyuyamıyorum da
Bir garip araf
Rüyalarım,
Bin parçalı bir puzzle
her sabah son parçasını bulup
tamamlayamadan
uyandığım.

22 Ekim 2012 Pazartesi

HAYDARPAŞA YAZGISI:

Sonbaharda daha bir başka olurdu tren ile yolculuk
durgun soğuk mavi denizin yanından geçerdi tren
tıngır mıngır. 
Karanlık tünellerin sonundaki ufak ışık huzmeleri 
umut verirdi insana...

Farklı insanların hayatlarına dahil olurdum iki saatliğine, 
kalabalığın uğultusunda unuturdum her şeyi,
seyredalardım kocaman camın arkasındaki manzarayı. 
Yazın sıcağında kocamış tülleri uçuşurdu saçıma, 
güneş yüzüme vururdu 
ve ben hiç kaçmazdım güneşten.
o trenin beni nereye götrümesini istersem; 
oraya götürürdü beni. 

Üniversite'de ilk yıllarımın anlamıydı gidişlerim. 
Her türlü duyguyu sığdırırdım bir gidişe.


Ama her şey geçer değil mi sizce?
Unutulur bütün anılar yıkılınca, yakılınca binalar.
Siz nereden bileceksiniz ki bunları yaşamadan;
Ben de herkes gibiyim,

sadece 



kabullenmek istemiyorum sevdiğim bir şeyi yitirmeyi.
 
 



 
Söylenmemiş çok söz var gibi, Bir an söyleyecek oluyorum
Sonra ani bir kararla vazgeçiyorum
havada asılı kalan eksik cümlelerimi bir nefesle içime çekiyorum gerisin geriye.

Susuyorum,
susturuyorum kendimi.

18 Ekim 2012 Perşembe

Bulutlar okşuyor saçlarımı
başımın üzerinden geçerken
hissedemiyorum şevkatli ellerini
çabucak geçiyor ruhumdan.

Kafam ağır
kaldırıp bakamıyorum
göğe.