17 Ağustos 2010 Salı

bulutun onayı agustos istanbul


Sabah 7.30 uzun bir aradan sonra ailemi ziyarete giderken haremde rastladım düşüncelerimi onaylayan bu buluta. Aslında hikayenin başı bir önceki güne dayanmakta.
Hani bazen olmuyor dediğin zamanlar yeni kararlar aldırır insanlara hayatıyla ilgili.
Sürekli bişeylerin bu düşüncelerini onaylamasını bekler insanlar. Dün akşam içimdeki herşeyi yakın bir arkadaşıma döktükten sonra, hayatımla ilgili yeni kararlar almıştım. O gece kırılma noktalı gecelere bir yenisi daha eklendi anlayacağınız. Ertesi gün henüz daha yeni sabah olmuşken, yol boyunca düşünüp duracağımın farkındaydım. Gökyüzünde bulut yokken bir anda oluşamaya başlayan ve düşüncelerimi onayladıktan sonra aynı hızla yok olan tek bulut,

desteğin için binlerce teşekkürler sana.

3 Ağustos 2010 Salı

yeryüzüne sırtını dayamıs adam-İstanbul


Haraket eder etmez ter içinde kalmamanın imkansız olduğu bu günlerde, vapurda dışarıda oturmak uğruna, sıcak havaya rağmen son kez enerjimi toplayıp, yer kapma umuduyla koştururken daha da bir terledim. Sonra rüzgarın bütün bu yorgunluğu üfleyip üzerimden atmasını umdum.

Öyle de oldu...

Giderken,vapurun üzerime fışkırttığı sulara aldırmadan kitabımı okumaya devam ettim. Rüzgarla oynayan yeni yetme saçlarım, yüzüme bir heyecanla yapışıp, aynı heyecanla rüzgarın peşinden gidiyorlardı. Beş dakikanın sonunda bu rutine bağlayan oynaşmadan sıkılıp, kitabımı okumayı bıraktım. Manzaradan payıma düşeni seyredaldım.

İşte yeryüzüne sırtını dayamış adamla o anda karşılaştım. Güneşe açmış bahrını tek başına güneşleniyordu. Geniş omuzlu, yuvarlak kafalı, sivri burunlu bir adam. Hafif kel olduğunu seçebildim sadece;
yüzünü göremedim, o da bana bakmadı zaten.


sadece 2 dakikalığına geçip gittik birbirimizin hayatından..


1 Ağustos 2010 Pazar

yukarıdan bulutlara bakış ocak 2010 Almanya uçuşu



Almanya yolculuğu sırasında hayranlıkla izledim bulutların aldığı şekilleri 120 bulut ftografı arasından en sevdiğim üç kare...

zaman zaman pamuk sekeri kıvamında zaman zaman da kagıt gibi ince bulutlar:D

ates püsküren ejderha başı 2010 şubat nürnberg almanya



Yeni bir ülkede, yeni bir şehirde olmak her zaman heyecan verici oldu benim için.
Nürnberg yazın olduğu gibi kışın da sempatik bir şehir. Nürnberg kalesinden şehir karlar altındayken şehirin görüntüsünden bir detay.

Havanın gerçekten dondurucu derecede soğuk olmasından sıkılıp etrafa ateş püskürten kızgın bir ejderha....

kaplan başlı kartal 2009 Kırıkkale






Kırıkkale'den dönerken gün batımı büyüledi beni. Sonra bir bulut takıldı fotograf makineme.

Kaplan başlı bir kartal gökte kocaman pençelerini açmış, kocaman gökyüzünde yaşam savaşı veriyor. Gün batarken yok olma pahasına....

buluttan şekiller

Yıllar önceydi,
Marmara Depreminden çok önce ... Sıcaktı hava, bir çocuk için oldukça sıcak!
Her hafta sonu kasabaya gitmek benim için işkence oluyordu. Gitmek istemeyerek gittiğim yerden zoraki dönüşlerimle son buluyordu pazar günlerimiz.

Bahçedeki hamakta yatmak, erik ağacının dalında oturmak, akşamüstüleri ağaçların korumasından çıkıp göğe doğru uzanıp; bulutları şekillere benzetmek en büyük eğlencemdi. Hepsinin hakkında kafamdan hikayeler uydurup kendimce eğlenirdim.
Okulun, arabanın camından, balkondan, görebildiğim her yerden bulutları izler olmuştum.

Bir gecede unuttum bütün hikayelerimi, yepyeni bir başlangıç yaptım hayata.
Hayallerimi unuttum, arkadaşlarımı, eskiden yaptığım şeylerin çoğunu.

Büyüdükçe hatırlar oldum sonra, en hatırlanamaz sandıklarımı bile...
Bulutlar hakkında yeniden yazılar yazmaya başladım.
Fakat, bu kez kendime saklamıyorum hikayelerimi ve onları bir daha asla unutmamam için fotoğraflıyorum.

Bu blogu; çocukluğumda birşeylere benzettiğim tüm bulutlar ve onların hikayelerine adıyorum.

Burcu Günister